istediğin gibi,yalnızlığımı bozmak için uğraşıp
kendimi kaybediyorum hiç olmadığı kadar.
en azından çabalıyorum...
her yeni uğultuda başımın ağırlığını hissediyorum.
bi yudum daha alıyorum,
belki biraz iyi gelecek umuduyla...
izlemeye devam ederken zorlanıyorum.
sesler karışıyor...ifadem değişiyor.
yüzleri mozaikliyorum tanımamak için.
sinirlerime hakim olamıyorum.
bir katilin son gülüşü yüzümde beliriyor sinsice.
kendimden nefret etmeye başladığımda,
herşeyi diriltip kefaretini ödemeye yelteniyorum
oysa çabalarım nihayetsiz.
küçük bir çocuktan farksız,yeri önemli olmayan çığlıklarımla,
kontrolü sağlamak güç...
birkaç görevli kapıya bırakırken
sebepsiz kahkahalarıma engel olamıyorum...
uzun bir yol yürüyorum eve dönüşte
adımlarım birbirinden habersiz.
çitlere tutunarak buluyorum bahçe kapısını.
kapının kolunu kaldırmak hiç bu kadar zor olmamıştı.
girişteki saksıyı devirsemde,
toparlayabilecek mecalim yok bu gece
söyleniyorum her zamanki gibi...
huysuzum bu aralar.
bahçedeki ağaçtan limon kokusu yayılmış etrafa
seni hatırlıyorum...
aslında seni hatırlamaya yer arıyorum şu günlerde.
ağacın dibine oturup,konuşmaya başlıyorum.
anlamazdın bir insanın ağaçla konuşabilmesini
beni suçlardın yalnızlıkla,yıkılmayan duvarlarımla.
oysa senden önce tanımıştım yalnızlığı
alışkanlık olmayı geçmişti bile.
ilk başlarda kendi seçimim olmasada
devamında kabullenmiştim,birazda alışmıştım galiba.
bedenine yerleşen yalnızlıktan kurtulmak zor.
hoşumada gidiyordu başına buyruk tenhalık.
tavırlarım değişmiş,uzaklaşmıştım...
sen ilk yüzüne bakardın ya birini tanımak için,
bense; yalnızlığın bozulmasından korkan tedirginlikle,
bir soluğu ayak sesinden tanıyordum artık.
2012/02/12
2012/02/11
hiç
gökyüzünün hiç görünmeyen yüzü
bulutlarda daha önce görülmemiş bir şekil.
büyüsüne inanıyorum.
toprağa döndüğünde suretim,
yarısı çürümüş bir elma şekeriyle
tozları kaldırıyor yerinden.
birkaç adım daha atıyorum.
sevmeyi anımsatıyor bana
kırık saksıdaki çiçek gibi açıyorum.
yarım yamalak tüm gücüyle...
gökkuşağının en dikkat çekmeyen rengine
tutulup saçmalar ya kelimeler
işte o anın anlamı hükümsüzdür.
tarifi yok çünkü hiçbir kaynakta.
soluklanıyorum yolum uzun...
koltuğun kenarındaki bozuk para misali
uzun bir aranın ardından,zamansız ortaya çıkıp
ezberimle oynuyorsun...
bu hoşuma gitmesede,
tepeye kadar eşlik etmene mutlu oluyorum.
basit,bir o kadar karmaşık kelimelerle.
yol bitiminde son bir adım daha
boşluğun cazibesine hayranlıkla...
saliseden uzun bir an yüzünü görüyorum.
biraz heyecanlıyım kusuruma bakma...
nabzımda ayak uydurmuş rüzgara.
biraz telaşlı...
adsız bir suçluluk duygusunun tutsaklığında
görüyorsun artık beni.
ve şimdi sende biliyorsun
ben o paraşütü hiç açmayacağım.
bulutlarda daha önce görülmemiş bir şekil.
büyüsüne inanıyorum.
toprağa döndüğünde suretim,
yarısı çürümüş bir elma şekeriyle
tozları kaldırıyor yerinden.
birkaç adım daha atıyorum.
sevmeyi anımsatıyor bana
kırık saksıdaki çiçek gibi açıyorum.
yarım yamalak tüm gücüyle...
gökkuşağının en dikkat çekmeyen rengine
tutulup saçmalar ya kelimeler
işte o anın anlamı hükümsüzdür.
tarifi yok çünkü hiçbir kaynakta.
soluklanıyorum yolum uzun...
koltuğun kenarındaki bozuk para misali
uzun bir aranın ardından,zamansız ortaya çıkıp
ezberimle oynuyorsun...
bu hoşuma gitmesede,
tepeye kadar eşlik etmene mutlu oluyorum.
basit,bir o kadar karmaşık kelimelerle.
yol bitiminde son bir adım daha
boşluğun cazibesine hayranlıkla...
saliseden uzun bir an yüzünü görüyorum.
biraz heyecanlıyım kusuruma bakma...
nabzımda ayak uydurmuş rüzgara.
biraz telaşlı...
adsız bir suçluluk duygusunun tutsaklığında
görüyorsun artık beni.
ve şimdi sende biliyorsun
ben o paraşütü hiç açmayacağım.
2012/02/10
hazır üretim.
oyuncak bebek gibi
gözlerini kapatması yetiyordu uyuması için.
konuşamıyordu ezber dışı cümleleri,
uzun süreli suskunluk,sebebi.
ve bir umut bile beslemiyordu...
belki bu sebeptendi mutlu oluşu.
gözlerini kapatması yetiyordu uyuması için.
konuşamıyordu ezber dışı cümleleri,
uzun süreli suskunluk,sebebi.
ve bir umut bile beslemiyordu...
belki bu sebeptendi mutlu oluşu.
2012/02/06
deli
ben bir deliyim
üzerinde gömleğiyle ayakları çıplak
koşturuyorum bana birşey olmaz
kanayan ayaklarım alışkın buna
gülüyorum;
vuruyorlar
durdurmuyorum
hoşuma gidiyor akıllarınca cezalandıramaları.
sizin bildikleriniz,
birde kendime sakladıklarım...
betona sürtüyorum avuçlarımı
birazını bırakıyorum bedenime.
parçalara ayırmak istediğim bedenimin
sadık kalışı hayata,dalga geçiyor benimle..
aklını yitirmiş bir deliden
birşey bekleyecek kadar çaresiz insanlar tanıyorum
uzun hikayeleri olan akıllı insanlar...
sadece benim bildiğim hikayeleriyle
gün batarken ya da doğarken,
zamanın önemini yitirdiği anlarda.
zihnimi şenlendiriyorlar.
bazen anlattıklarına güldüğümde mutlu olanlar
kimi zaman bunun için öldüresiye döven insanlar.
yıkanmadığımdan kaşınıyorum ama
rahatsız olmaktan uzun zaman önce vazgeçtim
damağımdaki küf kokusu hep aynı yerinde
yediklerimin hiç taze olmayışından belkide.
aklım çok karışık,ondan anlatıyorum.
birinin olmasına ihtiyaç duymadan anlatıyorum,
gazetede fotoğrafı olan bir yabancıya.
ben bir deliyim...
kış günü soyunabilecek kadar.
sizin önemsediklerinizi önemsemeyecek,
önemsemediklerinize ise tapabilecek kadar.
birgün ölüm haberimi alacaksınız.
bazılarınız sırlarınızı gömerken
kiminin umrumda bile olmayacağım.
karlı birazdan fazla soğuk bir günde
çöplerin arasında yatan çıplak delinin biriydi(m)
beni böyle anacaksınız.
bugün ölüyorum yarın dirileceğim
bunu bugün anlayacaksınız.
üzerinde gömleğiyle ayakları çıplak
koşturuyorum bana birşey olmaz
kanayan ayaklarım alışkın buna
gülüyorum;
vuruyorlar
durdurmuyorum
hoşuma gidiyor akıllarınca cezalandıramaları.
sizin bildikleriniz,
birde kendime sakladıklarım...
betona sürtüyorum avuçlarımı
birazını bırakıyorum bedenime.
parçalara ayırmak istediğim bedenimin
sadık kalışı hayata,dalga geçiyor benimle..
aklını yitirmiş bir deliden
birşey bekleyecek kadar çaresiz insanlar tanıyorum
uzun hikayeleri olan akıllı insanlar...
sadece benim bildiğim hikayeleriyle
gün batarken ya da doğarken,
zamanın önemini yitirdiği anlarda.
zihnimi şenlendiriyorlar.
bazen anlattıklarına güldüğümde mutlu olanlar
kimi zaman bunun için öldüresiye döven insanlar.
yıkanmadığımdan kaşınıyorum ama
rahatsız olmaktan uzun zaman önce vazgeçtim
damağımdaki küf kokusu hep aynı yerinde
yediklerimin hiç taze olmayışından belkide.
aklım çok karışık,ondan anlatıyorum.
birinin olmasına ihtiyaç duymadan anlatıyorum,
gazetede fotoğrafı olan bir yabancıya.
ben bir deliyim...
kış günü soyunabilecek kadar.
sizin önemsediklerinizi önemsemeyecek,
önemsemediklerinize ise tapabilecek kadar.
birgün ölüm haberimi alacaksınız.
bazılarınız sırlarınızı gömerken
kiminin umrumda bile olmayacağım.
karlı birazdan fazla soğuk bir günde
çöplerin arasında yatan çıplak delinin biriydi(m)
beni böyle anacaksınız.
bugün ölüyorum yarın dirileceğim
bunu bugün anlayacaksınız.
2012/02/01
şölen
göz altı morlukları gibi
belirdikçe bitkinleştiren
zamanın tükenişinin habercisi
susturun şu çanları
başımdaki ağrıları kontrol etmek güç
sesim güvensiz kelimelere,
ondan yarım yamalak cümlelerim.
affet beni,ellerim titriyor heyecanımdan...
belkide umudun çaresizliğinden,
içimdeki renklerin belirsizliği.
gökkuşağını görmek zor bu mevsimde.
ayak parmaklarım üşüyor...
gücün tükendiği bir nesil gibi
dizlerimin üzerine yığılıyorum.
nefesimi yutarken,son bir ses.
belirdikçe bitkinleştiren
zamanın tükenişinin habercisi
susturun şu çanları
başımdaki ağrıları kontrol etmek güç
sesim güvensiz kelimelere,
ondan yarım yamalak cümlelerim.
affet beni,ellerim titriyor heyecanımdan...
belkide umudun çaresizliğinden,
içimdeki renklerin belirsizliği.
gökkuşağını görmek zor bu mevsimde.
ayak parmaklarım üşüyor...
gücün tükendiği bir nesil gibi
dizlerimin üzerine yığılıyorum.
nefesimi yutarken,son bir ses.
ölümümle karı renklendiriyorum bu gece...
kırmızının şölenine hoşgeldiniz!
2012/01/24
yıl 2005'ten 2012'ye geldik.
2005 yılından sonra ilk defa vodkadan kustum.
diyeceksiniz ne var bunda? hayatımın seneleriydi 2005.. tam 18-19 yaş evresi alkolle haşır neşir olmuşuz.
ben kepazede garsonluk yapıyorum.üzerimden çıkarmadığım che guevera tshirt.. gün boyu giyilip gece yıkatılıp sabah tekrar kaldığı yerden devam ediyor.
sabahın 9 unda cafeyi açıyorum.güzel memleketimde barlar yıkılmamıştı o zamanlar.akşam bir gidiyoruz bara saat 4-5 tüm kazandığımı alkole yatırıyorum.üstüne zil zurna sarhoş oluyorum..tüm gün ayakta çalışmışım.adım atamıyorum ama durmak yok.vodka içiyorum sadece vişne-şeftali.eve gelmişim sızmadan önce bir posta kusup her sabah ağzıma bir daha sürersem diyip akşamına aynı olay sabah cafeyi açarken hala sarhoşum.gözlerimin altı mor.
suavi'den yalı çapkını 2005'in şarkısıdır!
gözümde yeri hep farklı olacak insanı tanıyorum.yerine hala kimseyi koyamadığım(hala aşık değilim belirteyim) bir boşlukla 2012 senesinde vişne vodka içip kusarken aklımdan bir bir geçiyorlar.nereden nereye geldik.
diyeceksiniz ne var bunda? hayatımın seneleriydi 2005.. tam 18-19 yaş evresi alkolle haşır neşir olmuşuz.
ben kepazede garsonluk yapıyorum.üzerimden çıkarmadığım che guevera tshirt.. gün boyu giyilip gece yıkatılıp sabah tekrar kaldığı yerden devam ediyor.
sabahın 9 unda cafeyi açıyorum.güzel memleketimde barlar yıkılmamıştı o zamanlar.akşam bir gidiyoruz bara saat 4-5 tüm kazandığımı alkole yatırıyorum.üstüne zil zurna sarhoş oluyorum..tüm gün ayakta çalışmışım.adım atamıyorum ama durmak yok.vodka içiyorum sadece vişne-şeftali.eve gelmişim sızmadan önce bir posta kusup her sabah ağzıma bir daha sürersem diyip akşamına aynı olay sabah cafeyi açarken hala sarhoşum.gözlerimin altı mor.
suavi'den yalı çapkını 2005'in şarkısıdır!
gözümde yeri hep farklı olacak insanı tanıyorum.yerine hala kimseyi koyamadığım(hala aşık değilim belirteyim) bir boşlukla 2012 senesinde vişne vodka içip kusarken aklımdan bir bir geçiyorlar.nereden nereye geldik.
2012/01/18
ahkam vol 1.
masalın sonu değildi ilgimi çeken.
arasında yaşanılandı.
doğmaktan öte,ilk adımı atmak varya
o misal kafam güvene yoksun.
konuşuyorsun sen,
zamana yenik düşen kelimelerle.
yanlış öyle büyük birşey diyorlarda
doğrusu kime göre belli bile değil.
babasından dayak yiyen çocuğun
çocuklarını dövmesi nefretini alışı
ardından başka bir nefrete gebe bırakıp,
şikayet ettiklerine benzemek aynada.
utançların içinde boğulup zehir akıtmak
oysa zamanında en çok siz zehirlenmiştiniz.
aşkın ağız dolusu cümlelerinin ömrü
bir kanat çırpışı kadar kısa modern zamanlarda.
yakındıklarına döndüğün an
sağ yanağındaki tokat izine
sol kulağın çekilişini ekleyip iyi halt ettiğimizi sandık.
ölen körler badem gözlü oldularda
yaşayanlarına hala kör diyoruz anlamadım ben
sanırım ölümün tesellisiydi iyi anılmak.
sevişen bedenler yorgun dedi çocuk
sevişmeyenlerse saklanmışlar divanın altına.
ikiside bedeni savunmak değildi orada karıştık biz
ergenin dilindeki sex kelimesinin eğretiliğinde
rolleri değiştik 30 yaş sonrası çocuklukta
ters yatan bebeyin çaresizliği gibi
kalkamadık eğri oturduğumuz yerden
ama doğrularda çıkmadı kara kutudan
izleyelim 3 yaş üstü dramları
komediye döner belki gözümüzden gelen acınası yaşlar.
nasılsa ahkam kesmek iki cümle ötemizde.
arasında yaşanılandı.
doğmaktan öte,ilk adımı atmak varya
o misal kafam güvene yoksun.
konuşuyorsun sen,
zamana yenik düşen kelimelerle.
yanlış öyle büyük birşey diyorlarda
doğrusu kime göre belli bile değil.
babasından dayak yiyen çocuğun
çocuklarını dövmesi nefretini alışı
ardından başka bir nefrete gebe bırakıp,
şikayet ettiklerine benzemek aynada.
utançların içinde boğulup zehir akıtmak
oysa zamanında en çok siz zehirlenmiştiniz.
aşkın ağız dolusu cümlelerinin ömrü
bir kanat çırpışı kadar kısa modern zamanlarda.
yakındıklarına döndüğün an
sağ yanağındaki tokat izine
sol kulağın çekilişini ekleyip iyi halt ettiğimizi sandık.
ölen körler badem gözlü oldularda
yaşayanlarına hala kör diyoruz anlamadım ben
sanırım ölümün tesellisiydi iyi anılmak.
sevişen bedenler yorgun dedi çocuk
sevişmeyenlerse saklanmışlar divanın altına.
ikiside bedeni savunmak değildi orada karıştık biz
ergenin dilindeki sex kelimesinin eğretiliğinde
rolleri değiştik 30 yaş sonrası çocuklukta
ters yatan bebeyin çaresizliği gibi
kalkamadık eğri oturduğumuz yerden
ama doğrularda çıkmadı kara kutudan
izleyelim 3 yaş üstü dramları
komediye döner belki gözümüzden gelen acınası yaşlar.
nasılsa ahkam kesmek iki cümle ötemizde.
2012/01/05
An!
çirkin küçük bir kedi vardı mahallede
ben severdim uzun uzun.
pencereme gelir hırıltısıyla mutluluğunu anlatırdı.
bugün ayağıma dolandı baktım yine oydu
görüşmeyeli olmuştu baya.
kocaman olmuş ama
hala çirkin..
başını okşadım tanıdım der gibi
oda belli tanıdı hırıltısı geldi mutlu mutlu
ben severdim uzun uzun.
pencereme gelir hırıltısıyla mutluluğunu anlatırdı.
bugün ayağıma dolandı baktım yine oydu
görüşmeyeli olmuştu baya.
kocaman olmuş ama
hala çirkin..
başını okşadım tanıdım der gibi
oda belli tanıdı hırıltısı geldi mutlu mutlu
sonra devam ettim ben yoluma
o durdu köşesinde
o mutlu ben mutlu.
2012/01/04
sus
tıngır mıngır hafiften tekliyorum bu gece
adını tekerleme yapan dilim,
dönmüyor bu aralar...
sandığa kaldırılan uyduruk hikayeler,
kirliye atılan çoraplarıma ne çok benziyor bu gece...
ayakkabımı çözemeyecek kadar zor,
evin yolunu bulabilecek kadar kolay bir gece...
adını tekerleme yapan dilim,
dönmüyor bu aralar...
sandığa kaldırılan uyduruk hikayeler,
kirliye atılan çoraplarıma ne çok benziyor bu gece...
ayakkabımı çözemeyecek kadar zor,
evin yolunu bulabilecek kadar kolay bir gece...
hepsi önemlydiler bu gece
oysa yarın hatırlamayacağım kadar önemsizler.
2011/12/18
kaç şeker alırsın?
uyandığımda pijamamın tek paçası dizimdeydi yine.bu hep beni eğlendirirdi,gülümseyip tuvalete doğru ilerledim.
bacaklarımdaki batıklarla mücadele ettikten sonra sifonu çektim.
musluğu soğuk kısmına çevirip ayılmak için iki avucumu doldurup kuru yer bırakmayacak şekilde yüzüme çarptım.tekrar... tekrar...
aynaya baktım kısa bir süre..
saçlarımın kontrolü hiç bende olmadı bende kontrolü ele geçirmeyi sevmedim hiç.gülümsedim yine...
telefonla aram hiç iyi olmamıştı. yinede hızlı mesaj yazabiliyordum ama aramak istedim...
günaydın...ekmek alır mısın?
radyoyu açıp,çatallı sesimle mırıldanmaya başlıyorum...
domatesleri yıkadıktan sonra kettledaki sıcak suyla çayı demledim.. dolaptan kahvaltılıkları çıkardım,ardından yarım kalan işime dönüp domatesleri dilimledim...bıçağı tezgahın köşesine bıraktım..
iki tabak,iki çatal alıp balkona ilerledim..masa örtüsünde kırıntılar görünce,elimdekileri küçük dolabın üstüne bırakıp örtüyü silkeledim... hava güzeldi..rüzgar yüzüme vurduğunda kendime iyice geldim...
tam gökyüzüne dalmışken çayın fokurtusuna koştum..
hala gelmedi... neyse birazdan gelir ben yumurtaları çırpmaya başlıyım...
yağı kızdırırken,kızarmış ekmeklerin kokusuda mutfağa dağılmıştı...
tam yumurtayı tavaya koyduğum anda kapı çaldı... evet geldi sonunda...
ocağı kısıp kapıya sevinçle yöneldim...terliklerim sesi bile daha yüksekti mutluluktan...
gelen bakkalın çırağıydı.. abla ekmeği getirdim...
alıp yumurtaları tabaklara koydum,çayı doldurdum.. ekmeği böldüm...
biliyorum gelmeyeceksin...uzun süren bu halimin sebeplerini ararken,cevaplarda veriyorlar kendilerine.. sorularına susuyorum,seni beklediğimi söylemiyorum...
delirdiğimi konuşuyorlar kendi aralarında...onaylar gibi yüzlerine gülüyorum...
bacaklarımdaki batıklarla mücadele ettikten sonra sifonu çektim.
musluğu soğuk kısmına çevirip ayılmak için iki avucumu doldurup kuru yer bırakmayacak şekilde yüzüme çarptım.tekrar... tekrar...
aynaya baktım kısa bir süre..
saçlarımın kontrolü hiç bende olmadı bende kontrolü ele geçirmeyi sevmedim hiç.gülümsedim yine...
telefonla aram hiç iyi olmamıştı. yinede hızlı mesaj yazabiliyordum ama aramak istedim...
günaydın...ekmek alır mısın?
radyoyu açıp,çatallı sesimle mırıldanmaya başlıyorum...
domatesleri yıkadıktan sonra kettledaki sıcak suyla çayı demledim.. dolaptan kahvaltılıkları çıkardım,ardından yarım kalan işime dönüp domatesleri dilimledim...bıçağı tezgahın köşesine bıraktım..
iki tabak,iki çatal alıp balkona ilerledim..masa örtüsünde kırıntılar görünce,elimdekileri küçük dolabın üstüne bırakıp örtüyü silkeledim... hava güzeldi..rüzgar yüzüme vurduğunda kendime iyice geldim...
tam gökyüzüne dalmışken çayın fokurtusuna koştum..
hala gelmedi... neyse birazdan gelir ben yumurtaları çırpmaya başlıyım...
yağı kızdırırken,kızarmış ekmeklerin kokusuda mutfağa dağılmıştı...
tam yumurtayı tavaya koyduğum anda kapı çaldı... evet geldi sonunda...
ocağı kısıp kapıya sevinçle yöneldim...terliklerim sesi bile daha yüksekti mutluluktan...
gelen bakkalın çırağıydı.. abla ekmeği getirdim...
alıp yumurtaları tabaklara koydum,çayı doldurdum.. ekmeği böldüm...
biliyorum gelmeyeceksin...uzun süren bu halimin sebeplerini ararken,cevaplarda veriyorlar kendilerine.. sorularına susuyorum,seni beklediğimi söylemiyorum...
delirdiğimi konuşuyorlar kendi aralarında...onaylar gibi yüzlerine gülüyorum...
aslında sıradan bir gündü sadece 3 yıl önce bugün hayatımın kontrolünü kaybettim...
bembeyaz bir duvara bakıyordum şimdi...demir divanda ellerimi bileklerimden kavrayan kelepçelerle,kendime zarar vermemden korkuyorlar... ama üç yıl önce bugün ben domates doğrarken kimse elimdeki bıçağı ortalıkta bırakmama karışmamıştı..oysa o gün çekmeceye bıraksaydım,elimdeki bıçakla seni öldürmemiş olabilirdim bebeyim...
çayını doldurdum ama ilaçlardan sanırım kaç şeker attığını unuttum...
kaç şeker alırsın?
2011/12/17
sinek şaplağı
3-4 yaşlarındayım...
annem birgün beni pazara yanında götürmedi.
komşumuza bıraktı.
tabi ben kalmak istemedim ama zorladı çünkü pazarda sorun yaratıyordum.
ben çırpınırken ,kadın belimden kavradığı gibi içeri çekip kapıyı kapatmıştı bile.
annem ise onun ergen ve sıska kızıyla pazara doğru yol almaya başladı.
kafamda onun annemi çaldığı fikri giderek yaygınlaşıyordu.
ben onun çocuğuydum ben varken onu nasıl alırdı yanına...
bu intikam başlangıcıydı...
pencerenin önüne oturup bir yandan da söylenerek annemi beklerken,
komşumuz bana süt ısıtıp birşeyler veriyorduki oyalanıcaktım
ama öyle küçük şeylere kanacak bir çocuk değildim..
kadın namaz kılmaya diğer odaya gitti.
bende ardından ilerledim... çift kişilik demir divana zar zor çıktım ve izlemeye başladım...
sadece onu değil heryeri süzüyordum.birşey olmalı evet birşey bulmalıyım...
annemi kaptırmamın intikamını almalıydım... ve,
evet!
sinek şaplağı oracıkta duruyor...
divandan inip şaplağı aldım...
ve namazdaki komşu teyzemin poposuna defalarca vurdum.-
o beniim anneem.-
-senin kızın benim annemi alamaz.
-ben onun çocuğuyum. beni alacak tabi yanına size ne oluyor...
evet bunu yaptım.anneme şikayet etti.. birkaç terlik atışından sonra annem sakinleşti ve annem tekrar benim.
annemi kimselere vermem,zaten annemde birdaha kimseye bırakmadı beni.
zafer benimdi!!
annem birgün beni pazara yanında götürmedi.
komşumuza bıraktı.
tabi ben kalmak istemedim ama zorladı çünkü pazarda sorun yaratıyordum.
ben çırpınırken ,kadın belimden kavradığı gibi içeri çekip kapıyı kapatmıştı bile.
annem ise onun ergen ve sıska kızıyla pazara doğru yol almaya başladı.
kafamda onun annemi çaldığı fikri giderek yaygınlaşıyordu.
ben onun çocuğuydum ben varken onu nasıl alırdı yanına...
bu intikam başlangıcıydı...
pencerenin önüne oturup bir yandan da söylenerek annemi beklerken,
komşumuz bana süt ısıtıp birşeyler veriyorduki oyalanıcaktım
ama öyle küçük şeylere kanacak bir çocuk değildim..
kadın namaz kılmaya diğer odaya gitti.
bende ardından ilerledim... çift kişilik demir divana zar zor çıktım ve izlemeye başladım...
sadece onu değil heryeri süzüyordum.birşey olmalı evet birşey bulmalıyım...
annemi kaptırmamın intikamını almalıydım... ve,
evet!
sinek şaplağı oracıkta duruyor...
divandan inip şaplağı aldım...
ve namazdaki komşu teyzemin poposuna defalarca vurdum.-
o beniim anneem.-
-senin kızın benim annemi alamaz.
-ben onun çocuğuyum. beni alacak tabi yanına size ne oluyor...
evet bunu yaptım.anneme şikayet etti.. birkaç terlik atışından sonra annem sakinleşti ve annem tekrar benim.
annemi kimselere vermem,zaten annemde birdaha kimseye bırakmadı beni.
zafer benimdi!!
2011/12/14
HIZ
birkaç insan oturup konuşuyoruz
kirlenmiş bedenler diyorlar
üstüne ağıza alınmayacak sözler
susuyorum uzun bi süre
konuşmanın gidişine üzülüyorum
insanların kafalarına üzülüyorum
bakıp bakıp kendime üzülüyorum
sevmeyecekler hiç
hatta sevemeyecekler
inanıyorlar temiz olduklarına
ya da kirlerin hiç arınmayacağına.
çemberin dışındaki herkes kirliydi
ama aynaya yansıyan insan
kendini hiç tarafsız göremedi
oturmuş konuşuyorlar
onu,bunu,şunu...
masada olmayan herkes dillendi aslında
ardından kötü sözleri örten iyi bir söz
''aslında iyi bir insan''
telafi ediyordu tüm kötü sözleri.
gökyüzü kızarıyor utancından
yutup sözümü.
camdan dışarıya bakıyorum
elimdeki rakı kadehini ağzıma götürüyorum
o sıra şişeye takılıyor gözüm
uzun uzun düşünüyorum...
anlıyorumki faydasız..
rakı bile yarılamışken şişeyi
hızına yetişmek zor
tükeniyor herşey tüm gücüyle.
kirlenmiş bedenler diyorlar
üstüne ağıza alınmayacak sözler
susuyorum uzun bi süre
konuşmanın gidişine üzülüyorum
insanların kafalarına üzülüyorum
bakıp bakıp kendime üzülüyorum
sevmeyecekler hiç
hatta sevemeyecekler
inanıyorlar temiz olduklarına
ya da kirlerin hiç arınmayacağına.
çemberin dışındaki herkes kirliydi
ama aynaya yansıyan insan
kendini hiç tarafsız göremedi
oturmuş konuşuyorlar
onu,bunu,şunu...
masada olmayan herkes dillendi aslında
ardından kötü sözleri örten iyi bir söz
''aslında iyi bir insan''
telafi ediyordu tüm kötü sözleri.
gökyüzü kızarıyor utancından
yutup sözümü.
camdan dışarıya bakıyorum
elimdeki rakı kadehini ağzıma götürüyorum
o sıra şişeye takılıyor gözüm
uzun uzun düşünüyorum...
anlıyorumki faydasız..
rakı bile yarılamışken şişeyi
hızına yetişmek zor
tükeniyor herşey tüm gücüyle.
2011/12/13
zeytiin hanımefendi ev arkadaşımın kızı ama benimde kızımdır kendileri...herkes beyaz tavşanları alırken zeytini kimse istememiş köşelerde kalmış.arkadaşım onu o kuytusundan çıkarıp evimizin kara prensesi yaptı ve benimde evcil hayvan serüvenim başlamış oldu. o olmasa benim aklıma gelmezdi davşan beslemek çünkü ben bir apartman çocuğu olarak hayvanlardan uzak yetiştirildim.dokunma,yaklaşma cümleleriyle tırsık bir çocuk oldum.birkaç kuş besleme ve civciv alıp onlarında horoz çıkması sonucunda ise bu konuyla ilişiğim kesilmişti.kedilerle aramın düzelmesi yeni ancak eve bir kedi almayı deli gibi istesemde birinin daha bunu isteyip zaman zaman bana kol kanat germesi gerekir.gelelim zeytine.o minicik,tefecik bir zeytin ezmesi.başlarda kendisini istemediğim doğrudur çünkü o sıra kedi girişimlerim vardı fakat kendisi o kadar şapsalki sevmemek elde değil,yinede yahni diyorumki arada haddini bilsin. fakat kime diyorum, acaba umrunda değil dünya hopp şşşhhtt bütün seslenme şekillerini denesemde ona ulaşmak imkansız gibi.kafası nereye eserse oraya. sadece arada avucumda uyuşup kalıyo.hatta yazarken kendisi bilgisayarın üzerinde zıplayıp,bi tur dolaşıp bi pıt bıraktı valla.
ayrı bir zaman ayırıp onunla deli gibi eğleniyorum ne yalan söyliyim iyi geldi hayatıma.
zeytin iyiki geldin kız evimize:)
2011/12/11
doğdum ben baya yıl önce!
ben 10 aralıkta doğdum.buraya yazmak için anca vaktim oldu ama yazmazsamda olmazdı.kış günü karabüğün devlet hastanesinde anneme gelmeyen sancı yüzünden sezeryanla doğdum ben.aslında yerimde yurdumda pek iyiydim.aynı saatlerde ise annemin babası kalp krizi geçirerek öldü.dedemle tek ortak durumum bu.onun mezarında ölümken benim hayatımda doğum olarak geçiyor bu tarih.
artık doğum günlerine verdiğim önem iyice azalıp,unutmaya kadar gitmekte.haftasonu evde yalnızım diye arkadaşlarımı çağırdım ama doğum günüme denk getirdiğimden bilinçli gibi bi durum oldu ama değildi.onlar demese farkında değildim.daha kötüsü doğum günüme 10 dk kala bir arkadaşımı napıyorsun diye aradım.sanki kendi doğum günümü kutlatmak için oldu.hatta baya yaşlandığımı vurguladı herkes.
sonra bu sefer hediye istemeden aldıkları hediyeyi çok net tutturan arkadaşlarıma alkışlar sunuyorum.kukla pinokyo istiyordum nezamandır ama kimseye dememiştim onu bana almışlar.ardından uzun zaman önce verdiğim sipariş ekolinlerinde ilk 5 adeti masamızda yerini aldı.
doğduk,büyüdük onuda geçip yaşlanıyoruz hüleyyyn!
2011/12/06
deli gün!
yere yakın çuvallarda duran pirinçlere takıldı gözüm
sarı sayfalı bakkal defteri
tadına doymadığım bir çikolata markası
tek tek anımsattı kendini...
kendime gelip birkaç şey alıyorum.
ardından çıkıp yoluma devam ediyorum
elimdeki poşetlerin ağırlığında mı bilmem
kendimde ağırlaşıyorum
zihnim kayıp gidiyor yine
bir kediyi düşünüyorum
korkmama rağmen ayaklarıma dolandığını
ardında masamdaki kalemlerin üzerinde gezindiğini
hatta düşünmeyi biraz abartıp,
ayaklarını kırmızı boyaya daldırışını hayal ediyorum
zihnim yerine geldiğinde eve çoktan yaklaşmıştım
eminim tüm yolu tebessümle geçirdim
bazı insanlar deli olduğumu düşünmüştür kesin.
aslında sizde öyle düşünüyorsunuz.
sarı sayfalı bakkal defteri
tadına doymadığım bir çikolata markası
tek tek anımsattı kendini...
kendime gelip birkaç şey alıyorum.
ardından çıkıp yoluma devam ediyorum
elimdeki poşetlerin ağırlığında mı bilmem
kendimde ağırlaşıyorum
zihnim kayıp gidiyor yine
bir kediyi düşünüyorum
korkmama rağmen ayaklarıma dolandığını
ardında masamdaki kalemlerin üzerinde gezindiğini
hatta düşünmeyi biraz abartıp,
ayaklarını kırmızı boyaya daldırışını hayal ediyorum
zihnim yerine geldiğinde eve çoktan yaklaşmıştım
eminim tüm yolu tebessümle geçirdim
bazı insanlar deli olduğumu düşünmüştür kesin.
aslında sizde öyle düşünüyorsunuz.
hayır, deli demenize kızmıyorum
bugünlerde akıllıyım diyenlerden korkuyorumda ben.
2011/12/01
ihmalkar üstüne hafıza sıfır olan kul!
son zamanlarda zamanın eksikliği ile ilgili problemler yaşıyorum.
kimseye vakit ayıramıyorum. aileme,arkadaşlarıma,kendime...
herkes az vakit ayırmamdan şikayet eder durumda.. abanaya gittiğimde bi haftalık zamanımı 42 eş parçaya bölmeye çalışıp dağıtmayı beceremiyorum.. istanbul,çorlu,kocaeli... aynı etkide dağılıyor bu durum. hani şu durumdan popüler falan bi insan etkiside yaratmıyım. 3-5 arkadaş.. gereğinden fazla tanıdık insan var etrafımda ve ben beceriksiz bir insanım,insan ilişkilerinde hiç iyi olamadımki.
herkesi arayan falan bir insan değilim.zaten telefonla devamlı zıt düştüğümü diyorum.bugün aynı cümleyi telefonda söyledim.
evet ihmal etmemeye özen gösteriyorum ama kendime bile hayrım yokki benim.
kocaelide devamlı birileriyle tanışıyorum ama sonra hatırlamıyorum.
--biz tanışmıştık dimi?
--ııı ben bu aralar çok fazla insanla tanıştım kusura bakma...
--oooo cool hareketler
--yanlış anladın öyle deil...
ya da
---sonunda telefonuna baktın
-- duymamışım
-- insan bi arar dimi
-- arıyacaktım dalmışım..
--uzun bir küfür yada aynı etkide bi cümle
--şey ben gek gük...
devamlı bu muhabbet döner durumda. bunuda gerçekten unuttuğumdan yaşıyorum.ayrıca okulda bi arkadaşla haftalardır konuşuyoruz.. adımı biliyor.. yasemin diye devamlı sesleniyor bense adının yerine geçebilecek tüm sözcüleri kullanarak o iğrenç durumu soramıyorum... lanet olsun adınıııı hatırlamıyoruuuuuumm!adın neydi? ohhh rahatladım bi anda olsa.
tüm insanlıktan ettiğim ve edeceğim ihmal nedeniyle toplu anlayış bekliyorum.
sizi seviyorum aramıyorum diye sevgim eksilmiyor,sadece bende bağlantı hep kopuk.
kimseye vakit ayıramıyorum. aileme,arkadaşlarıma,kendime...
herkes az vakit ayırmamdan şikayet eder durumda.. abanaya gittiğimde bi haftalık zamanımı 42 eş parçaya bölmeye çalışıp dağıtmayı beceremiyorum.. istanbul,çorlu,kocaeli... aynı etkide dağılıyor bu durum. hani şu durumdan popüler falan bi insan etkiside yaratmıyım. 3-5 arkadaş.. gereğinden fazla tanıdık insan var etrafımda ve ben beceriksiz bir insanım,insan ilişkilerinde hiç iyi olamadımki.
herkesi arayan falan bir insan değilim.zaten telefonla devamlı zıt düştüğümü diyorum.bugün aynı cümleyi telefonda söyledim.
evet ihmal etmemeye özen gösteriyorum ama kendime bile hayrım yokki benim.
kocaelide devamlı birileriyle tanışıyorum ama sonra hatırlamıyorum.
--biz tanışmıştık dimi?
--ııı ben bu aralar çok fazla insanla tanıştım kusura bakma...
--oooo cool hareketler
--yanlış anladın öyle deil...
ya da
---sonunda telefonuna baktın
-- duymamışım
-- insan bi arar dimi
-- arıyacaktım dalmışım..
--uzun bir küfür yada aynı etkide bi cümle
--şey ben gek gük...
devamlı bu muhabbet döner durumda. bunuda gerçekten unuttuğumdan yaşıyorum.ayrıca okulda bi arkadaşla haftalardır konuşuyoruz.. adımı biliyor.. yasemin diye devamlı sesleniyor bense adının yerine geçebilecek tüm sözcüleri kullanarak o iğrenç durumu soramıyorum... lanet olsun adınıııı hatırlamıyoruuuuuumm!adın neydi? ohhh rahatladım bi anda olsa.
tüm insanlıktan ettiğim ve edeceğim ihmal nedeniyle toplu anlayış bekliyorum.
sizi seviyorum aramıyorum diye sevgim eksilmiyor,sadece bende bağlantı hep kopuk.
2011/11/29
bir milyon kafa
bu aralar yığınla yapmam gereken şey var.. çizimler ,çizimler ,çizimler..
tabi bunlarda ayrıldı artık içinde okul ödevleri,hayat ödevleri,iş ödevleri...
bense bunları yapmak yerine tüm hafta sonu oturdum oyun oynadım,yattım ters döndüm.. film izledim. kafamı diğer tarafa çevirdim dizi izledim... bu arada yalnız başıma kimseyle görüşmeden en az 1 ay yaşarım.ev arkadaşım nefret etti benden o derece kendi içimde yoğundum...sonra yemeksepetine dadandım.. öncesinde pizza ,gecenin bi yarısıda sufle söyledim. getiren adam beni görünce bi bıyık altı güldü vayy şişko dayanamamış söylemiş tatlıyı.nerene yiyeceksin daha yıh yıh
tabi bu durumun dalgasını geçerken bir yandan suflenin çikolatasına gömülmüştüm ben.şu sufleleri büyük yapsalar ya biraz daha!
sonra bugün yine yapmam gereken işlerden ziyade boş uğraşlarımdan biri odamda bulunan 2 tane meyve sandığını kırmızıya boyamak oldu.güzelde oldular hani.. renk geldi benim küçük yaşam alanıma.
he birde insanlık olarak beni ruhsuz ve duygusuz ilan ettiler. tamam bende güzel bir insan değilim ama birşeyler hissebileceğin biride çıkmıyorki karşına.platonik falanda yok tamamen duygusuz bir insan olarak geziniyorum ve hala aşık olabilen ya da yüreğinde kıpırtı olan insanlara yeminle özeniyorumki etrafım aşk yuvası mübarek herkes bi sever durumda.
hayır insanın platonik sevdiği olduğunda bile bi stratejisi oluyor.adrenalin ama bizde oda yok yavrum.biliyorumki şu son cümleyi okuyan bir iki arkadaşımda aynen yahu dediler.adımdan daha çok eminim...
neyse yatayım ben.odamda tiner kokuyor zaten kafam bi milyon oldu.
tabi bunlarda ayrıldı artık içinde okul ödevleri,hayat ödevleri,iş ödevleri...
bense bunları yapmak yerine tüm hafta sonu oturdum oyun oynadım,yattım ters döndüm.. film izledim. kafamı diğer tarafa çevirdim dizi izledim... bu arada yalnız başıma kimseyle görüşmeden en az 1 ay yaşarım.ev arkadaşım nefret etti benden o derece kendi içimde yoğundum...sonra yemeksepetine dadandım.. öncesinde pizza ,gecenin bi yarısıda sufle söyledim. getiren adam beni görünce bi bıyık altı güldü vayy şişko dayanamamış söylemiş tatlıyı.nerene yiyeceksin daha yıh yıh
tabi bu durumun dalgasını geçerken bir yandan suflenin çikolatasına gömülmüştüm ben.şu sufleleri büyük yapsalar ya biraz daha!
sonra bugün yine yapmam gereken işlerden ziyade boş uğraşlarımdan biri odamda bulunan 2 tane meyve sandığını kırmızıya boyamak oldu.güzelde oldular hani.. renk geldi benim küçük yaşam alanıma.
he birde insanlık olarak beni ruhsuz ve duygusuz ilan ettiler. tamam bende güzel bir insan değilim ama birşeyler hissebileceğin biride çıkmıyorki karşına.platonik falanda yok tamamen duygusuz bir insan olarak geziniyorum ve hala aşık olabilen ya da yüreğinde kıpırtı olan insanlara yeminle özeniyorumki etrafım aşk yuvası mübarek herkes bi sever durumda.
hayır insanın platonik sevdiği olduğunda bile bi stratejisi oluyor.adrenalin ama bizde oda yok yavrum.biliyorumki şu son cümleyi okuyan bir iki arkadaşımda aynen yahu dediler.adımdan daha çok eminim...
neyse yatayım ben.odamda tiner kokuyor zaten kafam bi milyon oldu.
2011/11/20
gibi
anlamış gibi yaptım..
başıma gelmemiş bir olayı nası anlayabilirdim.
hissediyorum dediğim kalbimle bile hissetmiyorum oysa
beynimin yaptığı oyunları kalbime yüklüyordum ki
daha duygu yüklü olsun tüm söylediklerim.
denizin çığlıklarını duyabiliyorum
ama ne dediğini anlayamıyorum
anlamış gibi yapıyorum.
kendim cümleler kuruyorum onun adına...
seni seviyorum ama ne hissettiğini anlayamıyorum
sadece anlamış gibi yapıyorum,
aptal gibi görünmek istemediğimden...
ama iyice aptal gibi görünüyorum..
seni hissedebiliyorum
bana dokunduğunda ya da benim sana.
o an bile içinden geçenleri anlayamıyorum
sadece anlamış gibi yapıyorum...
kötü bir haber alıyorum
çok üzülüyorum,başıma gelmiş gibi.
kendimi onların yerine koyuyorum
anlamaya çalışıyorum..
kendimi bile kandırıyorum anladığıma
ama anlamış gibi yapıyorum.
ve herkesin dediği gibi yüreğimde hissediyorum
oysa bu oyunları beynim yaparken
daha hisli olsun diye elimi kalbime götürüyorum.
anlamış gibi yapıyorum...
başıma gelmemiş bir olayı nası anlayabilirdim.
hissediyorum dediğim kalbimle bile hissetmiyorum oysa
beynimin yaptığı oyunları kalbime yüklüyordum ki
daha duygu yüklü olsun tüm söylediklerim.
denizin çığlıklarını duyabiliyorum
ama ne dediğini anlayamıyorum
anlamış gibi yapıyorum.
kendim cümleler kuruyorum onun adına...
seni seviyorum ama ne hissettiğini anlayamıyorum
sadece anlamış gibi yapıyorum,
aptal gibi görünmek istemediğimden...
ama iyice aptal gibi görünüyorum..
seni hissedebiliyorum
bana dokunduğunda ya da benim sana.
o an bile içinden geçenleri anlayamıyorum
sadece anlamış gibi yapıyorum...
kötü bir haber alıyorum
çok üzülüyorum,başıma gelmiş gibi.
kendimi onların yerine koyuyorum
anlamaya çalışıyorum..
kendimi bile kandırıyorum anladığıma
ama anlamış gibi yapıyorum.
ve herkesin dediği gibi yüreğimde hissediyorum
oysa bu oyunları beynim yaparken
daha hisli olsun diye elimi kalbime götürüyorum.
anlamış gibi yapıyorum...
2011/11/18
bir zamanlar
atlı karıncaya binmedim ben
okumadığım çocuk kitaplarıda oldu
hiç alerjim olmadı mesela
burun kıvırdığım şımarıklıklarımda.
annemi uzaktan saçlarından tanırdım,
babamında gelişinin habercisi anahtar şıngırtısından.
okumadığım çocuk kitaplarıda oldu
hiç alerjim olmadı mesela
burun kıvırdığım şımarıklıklarımda.
annemi uzaktan saçlarından tanırdım,
babamında gelişinin habercisi anahtar şıngırtısından.
2011/11/10
acıdım kendime
terkedilmiş bir kız çocuğu
dizimde ağlarken
kendime bakıyorum o an
ağlamamak için çabalıyorum
fakat kendime acıyorum.
saçlarımın bukleleriyle oynarken
uykuya dalıyorum çocuk gibi
her gece yıldız tutup
sonraki gece yerini kaybediyorum.
ucuz bir kazağın içinde
değerini biçemediğim ruhumu koruyorum
karanlık sokaklarda
yalnızlığın tedirginliğinde
adını geçiriyorum içimden
artık hissedemediğim insanlar
ayrıntılarını aklımda tutamadıklarım
bakıyorum yüzlerine
önemsiyorum sanıyorlar
gözlerim dalmış bilmiyorlar
konuşuyorlar soluksuz
hataları hep başkası yapıyor
dinliyorum...
bir iki cümle sarfediyorum
çekiliyorum içime..
dizimde ağlarken
kendime bakıyorum o an
ağlamamak için çabalıyorum
fakat kendime acıyorum.
saçlarımın bukleleriyle oynarken
uykuya dalıyorum çocuk gibi
her gece yıldız tutup
sonraki gece yerini kaybediyorum.
ucuz bir kazağın içinde
değerini biçemediğim ruhumu koruyorum
karanlık sokaklarda
yalnızlığın tedirginliğinde
adını geçiriyorum içimden
artık hissedemediğim insanlar
ayrıntılarını aklımda tutamadıklarım
bakıyorum yüzlerine
önemsiyorum sanıyorlar
gözlerim dalmış bilmiyorlar
konuşuyorlar soluksuz
hataları hep başkası yapıyor
dinliyorum...
bir iki cümle sarfediyorum
çekiliyorum içime..
biliyorum anlamayacaklar
anlattıklarımı duymuyorlar
konuştuklarına kaptırmışlar
doğruyu yanlışı bilememde
acıyorum kendime
sebebini kimseye söylemeden.
2011/11/04
anlam
bir ölümü anlattı bana
tenim ürperdi
sonra alıştım sanırım
sıradan birşey gibi dinledim
tenim ürperdi
sonra alıştım sanırım
sıradan birşey gibi dinledim
ama o ölümü anlattı bana
konuştuk
yüzün belirsiz
haklısın
bende sana anlatmak isterdim hayatımı
bir solukta..
aslında anlatabileceğimi sanmıyorum
öyle bir sürü saçma cümle kurabilir
ama kendisinden nasıl bahsederki insan
yüzümdeki çizgiler
alnımdaki yara
karanlık bir geceden
belli belirsiz hatırlıyorum
ama boşver bugün konuşmayalım
sen anlatmayı dene
ama anlatmak istemediklerini zorlama
dursunlar yerlerinde...
iki bira alıp geleyim mutfaktan
sakın bir yere kaybolma!
seni çok özlemişim
sanki uzun süre oldu gibi
sende kağıt gemileri sever misin?
evet bende severim kedileri
bunca zaman yalnızdın demek
değiştirmek istedikleri için kaçıp
sonra bambaşka biri olduğundan bahsetmiştin
cümlelerini ezberliyorum bu aralar
uyumadan önce okuduğum bir kitap gibi
zihnimden geçip duruyorlar
hayır ilk defa böyle olmuyorum
daha öncede olmuştu.
sadece kendine sar ben kullanmıyorum
tuvalet koridorun sonunda
evet benimkide bitti
...
yo susmadım
küçük bir gezegende yaşıyormuş
bir çiçeği fanusla korumuş
kara bir balığı günün sonunda kırmızı balık düşünmüş
saçmalıyoruz sanırım
haklısın bu aralar kim saçmalamıyorki
...
neyse gidip yatalım
iyi geceler..
haklısın
bende sana anlatmak isterdim hayatımı
bir solukta..
aslında anlatabileceğimi sanmıyorum
öyle bir sürü saçma cümle kurabilir
ama kendisinden nasıl bahsederki insan
yüzümdeki çizgiler
alnımdaki yara
karanlık bir geceden
belli belirsiz hatırlıyorum
ama boşver bugün konuşmayalım
sen anlatmayı dene
ama anlatmak istemediklerini zorlama
dursunlar yerlerinde...
iki bira alıp geleyim mutfaktan
sakın bir yere kaybolma!
seni çok özlemişim
sanki uzun süre oldu gibi
sende kağıt gemileri sever misin?
evet bende severim kedileri
bunca zaman yalnızdın demek
değiştirmek istedikleri için kaçıp
sonra bambaşka biri olduğundan bahsetmiştin
cümlelerini ezberliyorum bu aralar
uyumadan önce okuduğum bir kitap gibi
zihnimden geçip duruyorlar
hayır ilk defa böyle olmuyorum
daha öncede olmuştu.
sadece kendine sar ben kullanmıyorum
tuvalet koridorun sonunda
evet benimkide bitti
...
yo susmadım
küçük bir gezegende yaşıyormuş
bir çiçeği fanusla korumuş
kara bir balığı günün sonunda kırmızı balık düşünmüş
saçmalıyoruz sanırım
haklısın bu aralar kim saçmalamıyorki
...
neyse gidip yatalım
iyi geceler..
2011/11/01
basit
aslında pek te güzel başlamıştı gece
gülüyordu kadınla adam
gözleri güzeldi kadının
adamında gülüşü.
birkaç saatin ardından
yatıyordu yerde kadın
adam dizlerinin üzerinde
etrafta ağır bir kan kokusu
anlatıyordu nefes almadan
alırsa ölecek gibiydi oracıkta
banyonun zemini kaygandı
''dikkat edin!''
kadının ensesinden süzülen kan
iyice yayılmıştı etrafa
adam banyodan çıkarken
seni seviyordum.
yabancı bir ses ;
''kadının müstehcen yerlerini kapatın''
gülüyordu kadınla adam
gözleri güzeldi kadının
adamında gülüşü.
birkaç saatin ardından
yatıyordu yerde kadın
adam dizlerinin üzerinde
etrafta ağır bir kan kokusu
anlatıyordu nefes almadan
alırsa ölecek gibiydi oracıkta
banyonun zemini kaygandı
''dikkat edin!''
kadının ensesinden süzülen kan
iyice yayılmıştı etrafa
adam banyodan çıkarken
seni seviyordum.
yabancı bir ses ;
''kadının müstehcen yerlerini kapatın''
sevdiklerimizi öldürebiliriz
geçerli açıklamalarımız vardır
ama hiç tatmin olmayacağız.
2011/10/25
evet ben bir rezilim.
yerin dibi dibi...
özgür hocayı erkek diye arayıp özgür hanımla karşılaşmakla başladı herşey...
ardından karşı dairedeki çocuklara devamlı rezil oluyorum. yanlışlıkla zillerini çaldum ilk eve taşındığım gün.merdivende oyalanıp yukarı bir çıktım.kapıda tanımadığım bir genç.. aa pardon ben yanlış çalmışım karşı daireyi çalacaktım.ardından bir kahkaha kirliliği ortalık...
bugünde marketten dönerken kafamı kaldırdım önce bizim teyzeye baktım ardından karşı daireye.. arkadaşa daha gelmemişler keh keh derken ensemde buluyorum.orada öldüm aslında ben.merhaba cılız ses eşliğinde çıktı ama birde bana sorun.
sonra alt komşununda kafasından aşağı örtüyü çırptım.
hemde hergün arka odaya giderken bu sabah üşenip camdan bile bakmadan sadece kolumu çıkarıp yaptım bunu..ardından bir ses..
bakar mısınız
tık yok
bakar mısınız
kafamdan aşağıya tüm kırıntıları döktün.
ayy siz orda mıydınız ben şey gek gük... uyku sersemiii saçmala bir sürü
komşu kavgası edicez sizinle..
yaa hayırr etmeyelim kavga diyen eblek bir insanvari.
Allahtan kimsenin güldüremediği komşumuz o eblek halime eğlenmiş olacakki tebessüm etti ah siz gençler ah sizz..
daha daha birsürü yerin dibi anlar yaşıyorum bu aralar..kafamda ekmek kırıp atayım.. yok yok onuda komşu teyzeye atarım sonrası yine gek gük...
özgür hocayı erkek diye arayıp özgür hanımla karşılaşmakla başladı herşey...
ardından karşı dairedeki çocuklara devamlı rezil oluyorum. yanlışlıkla zillerini çaldum ilk eve taşındığım gün.merdivende oyalanıp yukarı bir çıktım.kapıda tanımadığım bir genç.. aa pardon ben yanlış çalmışım karşı daireyi çalacaktım.ardından bir kahkaha kirliliği ortalık...
bugünde marketten dönerken kafamı kaldırdım önce bizim teyzeye baktım ardından karşı daireye.. arkadaşa daha gelmemişler keh keh derken ensemde buluyorum.orada öldüm aslında ben.merhaba cılız ses eşliğinde çıktı ama birde bana sorun.
sonra alt komşununda kafasından aşağı örtüyü çırptım.
hemde hergün arka odaya giderken bu sabah üşenip camdan bile bakmadan sadece kolumu çıkarıp yaptım bunu..ardından bir ses..
bakar mısınız
tık yok
bakar mısınız
kafamdan aşağıya tüm kırıntıları döktün.
ayy siz orda mıydınız ben şey gek gük... uyku sersemiii saçmala bir sürü
komşu kavgası edicez sizinle..
yaa hayırr etmeyelim kavga diyen eblek bir insanvari.
Allahtan kimsenin güldüremediği komşumuz o eblek halime eğlenmiş olacakki tebessüm etti ah siz gençler ah sizz..
daha daha birsürü yerin dibi anlar yaşıyorum bu aralar..kafamda ekmek kırıp atayım.. yok yok onuda komşu teyzeye atarım sonrası yine gek gük...
2011/10/23
fak yu diyoruz hep bir ağızdan
bu gece tüm ödevlerimi,yetiştirmem gereken işleri kenara bırakıp hepsine uzun bir fak yu çektim.
herkes yan gelip yatarken ben oturmuş ders çalışıyorum lan bu ne hayat be kardeşim.
yapmıyorum lan bu sefer ben getirmicem ödev.yetiştirmicem geçsin gününü benden önemli mi lan!
ohh akşam 7 de başladığım rakıyı gece 2 de sonlandırdım
ohh içiminde yağları eridi derler ya o misal.
okulu kazanana kadar yaz kış çiz. okulu kazan yine çiz hüleeyn insanız biz insan gladyatör mü sandınız harra hurra koşturuyoruz.boş boş duralım demiyoruz ama bi izin verinde iki nefeste biz alalım.
bütün hayatı zindan edip bizi koşturmaya mahkum bırakanlara fakk yuuu diyorum
iki güldük diye alt kattan gelen teyzeyede fakk yu diyorum.
arkamdan gülüyosun diyen teyzeye 9.cu kadehimi içiyorum lan sıkıyosa sen şu pijamalı halinle o komik surat ifadene gülme. gelipte muhabbetimize ot tıkadığın için suratına sövmüyorsam hala kafam yerinde olduğuna şükretmelisin desin biri benim yerime.
bu güzel günde dünyadaki tüm insanların tadını kaçıran herkesede benden bir fak yu gelsin o zaman.
herkes yan gelip yatarken ben oturmuş ders çalışıyorum lan bu ne hayat be kardeşim.
yapmıyorum lan bu sefer ben getirmicem ödev.yetiştirmicem geçsin gününü benden önemli mi lan!
ohh akşam 7 de başladığım rakıyı gece 2 de sonlandırdım
ohh içiminde yağları eridi derler ya o misal.
okulu kazanana kadar yaz kış çiz. okulu kazan yine çiz hüleeyn insanız biz insan gladyatör mü sandınız harra hurra koşturuyoruz.boş boş duralım demiyoruz ama bi izin verinde iki nefeste biz alalım.
bütün hayatı zindan edip bizi koşturmaya mahkum bırakanlara fakk yuuu diyorum
iki güldük diye alt kattan gelen teyzeyede fakk yu diyorum.
arkamdan gülüyosun diyen teyzeye 9.cu kadehimi içiyorum lan sıkıyosa sen şu pijamalı halinle o komik surat ifadene gülme. gelipte muhabbetimize ot tıkadığın için suratına sövmüyorsam hala kafam yerinde olduğuna şükretmelisin desin biri benim yerime.
bu güzel günde dünyadaki tüm insanların tadını kaçıran herkesede benden bir fak yu gelsin o zaman.
neşeniz daim olsun.
2011/10/20
anlamayacaksınız
anlamayacaklar
anlatacağız
senin olmadığın bir yerde
ben anlatacağım
benim olmadığım bir yerde
sen nefes almadan konuşacaksın
ama kimse anlamayacak
cümlenin içindeki sırrı
kimse yakalayamayacak
biz söylemedikçe.
ve biz hiç söylemeyeceğiz.
ama hiç susmadan
konuşacağız
2011/10/12
boş köy
siz hiç kendinizi işe yaramaz hissettiniz mi?
öyle kafam karışıkki şu günlerde.gerçi benim kafam hep karışık gibi.endüstriyel tasarım hayatımın mesleği derken birden kendimi grafik bölümünde buldum.arkadaşlarım burda derken hepsi başka yere geçti bölümü taşınmadı falan.yeniden birşeyler kuruyorum hiç bana göre birşey değil.
kendimi çok boş hissediyorum.elimden hiçbirşey gelmiyor beceremiyorum gibi.bugün seramik bölümünden hocanın biri gelip seni çok bekledik bölüme dedi.birkaç kişi listede önlerdesin sen gördük diye konuştular.hiç gururlanmadım birşeyde başamış gibi gelmedim.r.seramik 1.si olmuştum ya ben.hiç hissetmedim sevinmedim.böyle bir garip kaldı.
bazı insanlar hep mutlu hiç sıkılmıyorlar ben öyle değilim.tam alışıyorum oradan ayrılıyorum
istanbulda tam düzenimi kurmuştum 3 yıl geçti.sonra kocaeli bilmiyorum nasıl olacak.
ruhum karmaşık.kafam karmaşık.kafamdakilerden uzaklaşıp hep yeni birşeyler kurmam gerekiyor.bende bundan sıkılıyorum.oturup yalnız başıma zamanlar geçiriyorum.çok yalnızım lan.
bayram gelsede eve gitsem.etli pilav yesem.iki esnafcılık oynasam.birkaç insan sen işe yaramazsın dese.annemle oturup çekirdek çitleyip dizi izlesem.
geri sayım başladı hadi bayram gelsinde dön köy dön köyüme
3 gün sonrada çok mutluyum diye yazarım ben kendimi bilirim.
öyle kafam karışıkki şu günlerde.gerçi benim kafam hep karışık gibi.endüstriyel tasarım hayatımın mesleği derken birden kendimi grafik bölümünde buldum.arkadaşlarım burda derken hepsi başka yere geçti bölümü taşınmadı falan.yeniden birşeyler kuruyorum hiç bana göre birşey değil.
kendimi çok boş hissediyorum.elimden hiçbirşey gelmiyor beceremiyorum gibi.bugün seramik bölümünden hocanın biri gelip seni çok bekledik bölüme dedi.birkaç kişi listede önlerdesin sen gördük diye konuştular.hiç gururlanmadım birşeyde başamış gibi gelmedim.r.seramik 1.si olmuştum ya ben.hiç hissetmedim sevinmedim.böyle bir garip kaldı.
bazı insanlar hep mutlu hiç sıkılmıyorlar ben öyle değilim.tam alışıyorum oradan ayrılıyorum
istanbulda tam düzenimi kurmuştum 3 yıl geçti.sonra kocaeli bilmiyorum nasıl olacak.
ruhum karmaşık.kafam karmaşık.kafamdakilerden uzaklaşıp hep yeni birşeyler kurmam gerekiyor.bende bundan sıkılıyorum.oturup yalnız başıma zamanlar geçiriyorum.çok yalnızım lan.
bayram gelsede eve gitsem.etli pilav yesem.iki esnafcılık oynasam.birkaç insan sen işe yaramazsın dese.annemle oturup çekirdek çitleyip dizi izlesem.
geri sayım başladı hadi bayram gelsinde dön köy dön köyüme
3 gün sonrada çok mutluyum diye yazarım ben kendimi bilirim.
2011/10/08
hayal kutusu açıldı
çok heyecanlıyım çook!
içim kıpır kıpır hayallerimden birini gerçekleştirme fırsatına yaklaştım gibi
tam gerçekleşmeden ne olduğunu söylemeyeceğim sizde merak etmeyeceksiniz ama
çook ama çook garip hisler içindeyim bilin istedim.
rengarenk dünyalara uçurtmamı salıyorum görürseniz selam vermeyi ihmal etmeyin ...
içim kıpır kıpır hayallerimden birini gerçekleştirme fırsatına yaklaştım gibi
tam gerçekleşmeden ne olduğunu söylemeyeceğim sizde merak etmeyeceksiniz ama
çook ama çook garip hisler içindeyim bilin istedim.
rengarenk dünyalara uçurtmamı salıyorum görürseniz selam vermeyi ihmal etmeyin ...
2011/10/06
peki ya sen?
bir çift el görüorum.
aydınlanmayan güne küfür eden bir ifadeyle güne çoktan kavuşmuş gibi,
tüm çizgilerine kadar ortada.karanlığın etkisiyle gözlerimi kamaştırıyorlardı.
bir an sağ gözümden yaş geldiğini hissettim.
hızına yetişmemi istemiyor gibi kaydı gitti yanağımdan.
başta ılık gelen ıslaklığı,çizdiği yol ile sanki yüzümde derin bir çizik bırakmıştı.
pencereden gelen havayla aynı gidişi gibi hızla soğuyordu çizdiği yer.
ne istediğimi bilmeden sanki içimde çok şey isteyen bir his midemde dolaşırken,
söze başlamak istiyor ama ne konuşacağımı bilmeden ağzımı açıp sonra içinden tek bir kelime bile dışarıya sızdırmadan kapatıyordum.
birden o eller durdu ve konuş artık dedi.
konuşmak istiyorum ama..
ama ne?
bilmiyorum.
saçmalama...
derinden biraz daha uzun nefesimi aldıktan sonra
konuşmaya kararlıydım.
canım sıkılıyor ve saçmalayacağım.
aydınlanmayan güne küfür eden bir ifadeyle güne çoktan kavuşmuş gibi,
tüm çizgilerine kadar ortada.karanlığın etkisiyle gözlerimi kamaştırıyorlardı.
bir an sağ gözümden yaş geldiğini hissettim.
hızına yetişmemi istemiyor gibi kaydı gitti yanağımdan.
başta ılık gelen ıslaklığı,çizdiği yol ile sanki yüzümde derin bir çizik bırakmıştı.
pencereden gelen havayla aynı gidişi gibi hızla soğuyordu çizdiği yer.
ne istediğimi bilmeden sanki içimde çok şey isteyen bir his midemde dolaşırken,
söze başlamak istiyor ama ne konuşacağımı bilmeden ağzımı açıp sonra içinden tek bir kelime bile dışarıya sızdırmadan kapatıyordum.
birden o eller durdu ve konuş artık dedi.
konuşmak istiyorum ama..
ama ne?
bilmiyorum.
saçmalama...
derinden biraz daha uzun nefesimi aldıktan sonra
konuşmaya kararlıydım.
canım sıkılıyor ve saçmalayacağım.
gecenin cimri davrandığı bu gece
oturmuş kendi ellerimle konuşuyorum.
sanki siz hiç konuşmadınız mı ?
2011/10/03
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

